top of page

Apricity

Umudun ışığı

Hayallerin zirvesi 

Düşlerin en derin yalnızlığı 
Hayatın Başlangıçı
Duyguların Varoluşu 
 

Devamını Oku
  • Yazarın fotoğrafı: meral aksu
    meral aksu
  • 14 Tem 2020
  • 1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 15 Tem 2020



Kendinizden,düşüncelerinizden ve hayattan kaçıp gitmek istediniz mi? bilmediğiniz bir şehirde tanımadığınız insanların arasına karışmak kulaklığınızı takıp insanların sesini kısmak veya duymamak belki de son zamanlarda istediğim tek içime işleyen duygu olabilir

Yağmur yağsa kimseyi umursamadan öylece durup kollarımı açıp sırılsıklam olmak belki de biraz uzaklaşmak herkesten her şeyden yapayalnız öylece devam etmek hayata boş konuşan insanlar olmadan sessiz sakin kendim için yaşadığım bir hayat denize yakın bir ev dalga sesleriyle uyandığım kumsalda koşuşturduğum ayaklarımın kumsalda yandığı denizin güzel kokusunu içime çektiğim huzur bulduğum bir yere gitmek isterdim öylece kimse duymadan nerede olduğumu bilmedikleri belki de önemsemezler gitmem herkes için en iyisidir zaten kalmak için bir nedenim de yok

Düşüncelerim hayallerim bir rüzgar gibi yüzüme yüzüme esiyor biraz da Tokat gibi çarpıyor o gittiğim yerde mutluluk beni bulur düşünmekten uyuyamadığım günler son bulur acı veriyor artık bana olduğum yer bir işe yaramak öylece bir ruh gibi olmak çevremdekileri mutsuz etmek ve

umarım ki bu benim için son olur yeniden nefes almaya başlarım o anlamlı gelen öldüğünü sandığım duygular yeniden canlanır




 
 
 
  • Yazarın fotoğrafı: meral aksu
    meral aksu
  • 14 Tem 2020
  • 2 dakikada okunur

Yunan mitolojisinde


Gökyüzünde Orion ;



Bir elinde kırılmaz bir soba diğerinde de aslan derisi taşıyan bir erkek figürü olarak tasvir edilir. Mitolojiye göre ise Orion, deniz tanrısı Poseidon ve Girit Kralı Minos'un kızı Euryale'nin oğludur

Orion oldukça iri bir cüsseye sahiptir hatta dev denilecek kadar ancak iri yarı fiziğinin yanında çok güzel bir yüze sahiptir.Babası Poseidon, Orion'a denizin üzerinde yürüyebilme yeteneği vermiştir. Yakışıklılığı ile nam salan Orion'un sayısız kere başı kadınlarla derde girer.


Kral Oinopion'un kızı Merope'ye kur yapan ancak başarılı olamayan Orion, içkiyi fazla kaçırınca Merope'ye saldırmaya kalkar. Kral Oinopion ise onu cezalandırıp gözlerini kör eder.


Gözleri artık görmeyen Orion, yardım aramaya çıkar. Demir tanrısı Hephaistos'un çekiç seslerini dinleyerek ona ulaşır ve ondan gözlerinin açılması için yardım ister. Hephaistos ona, dünyanın doğusuna gitmesini ve doğan güneşin iyileştirici ışınları yüzüne vurduğunda yeniden görebileceğini söyler. Doğudaki Lemnos Adası'na doğru yola koyulan Orion'un burada gözleri yeniden açılır.


Günün birinde Tanrıça Artemis tarafından avlanırken görülen Orion, yakışıklılığı ve cazibesiyle güzel tanrıçayı kendine hayran bırakır.





İlk görüşte Orion'a aşık olan Artemis,onun büyüsüne kapılır. Ancak Artemis'in kardeşi Apollon, kız kardeşinin bu adamla evlenmesini istemez. Çünkü Apollon'na göre bu adam kardeşine layık biri değildir.Apollon ne yaparsa yapsın Artemis'i ikna edemez ve en sonunda çareyi Orion'u öldürmekte bulur.

Bir gün Orion, denize girmiş yüzüyordur ancak kıyıdan o kadar uzaklaşmıştır ki, uzaktan başı küçük, kara bir nokta gibi görünür.



Eline geçen bu fırsatı değerlendirmeye kararlı olan Apollon, kız kardeşini yanına çağırır ve uzaktan görünen bu kara noktayı işaret ederek, "Okunu oraya kadar fırlatabilir misin?" diye sorar. Heyecanlanan Artemis, o kara noktanın sevdiği adam olduğundan habersiz yayıyla okunu hazırlamaya koyulur ve oku hedefe doğru gönderir.

Çok iyi bir nişancı olan Artemis'in oku hedefi tam on ikiden vurur. Tanrıça, bilmeden sevdiği erkeğin ölümüne sebep olmuştur.



Bu ölüm, Artemis'i kahreder ve yaşamla olan bağı günden güne kopmaya başlar. Ay tanrıçası Artemis'in içindeki acı bir türlü dinmediği için ayın bu kadar soğuk, kasvetli ve cansız bir yer olduğu söylenir. Artemis, Orion'un cansız bedenini gümüşten yapılmış ay arabasına koyar ve kendi elleriyle gökyüzüne taşır. Sevdiği adamın gökyüzündeki en parlak yıldız olabilmesi için en karanlık yeri seçer ve geceler boyu, parıl parıl parlayan Orion'u seyreder.




 
 
 
  • Yazarın fotoğrafı: meral aksu
    meral aksu
  • 14 Tem 2020
  • 1 dakikada okunur


Yılan saçlı keskin dişli dişi canavar olarak bilinen Medusa


Efsaneye göre Medusa göz alıcı güzelliği ile herkesi büyüleyen ve özellikle tanrıçalar tarafından kıskanılan tanrıları ise büyüleyen bir güzelliğe sahipmiş Medusa kendini Tanrılara adadığı için ,zeka Tanrıçası olan Athena'ya ait bir tapınakta yaşarmış. Medusa'ya aşık olan biri varmış; bu kişi yanında yaşadığı denizlerin tanrısı ve efendisi olan Poseidon muş Bir süre sonra Athena bu olayı fark ettiğinde Poseidon Medusa'ya olan aşkını inkar etmiş ama bir gün Başı öylesine dönmüştür ki Athena'nın tapınağında Medusa'ya zorla sahip olmuş Athena bu durumu öğrendiğinde güzeller güzeli Medusa’yı lanetlemiş ve

O güzeller güzeli altın sarısı saçlarının her bir teli ölümcül ve zehirli yılana dönüşmüş aynı zamanda gözlerinin içine bakanları ise taşa çevirirmiş ölümcül ve kötü bir canavar olarak yaşamaya devam etmiş tabi buna yaşamak denilirse

 
 
 
Ana Sayfa: Blog2
Ana Sayfa: Abone Ol

İletişim

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

Tüm Videolar
Ana Sayfa: İletişim
Ana Sayfa: Hoş Geldiniz
Ana Sayfa: Blog Yazısı Galerisi
Ana Sayfa: Müzik Çalar

©2020, Meral Aksu tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page